10 Mart 2011 Perşembe

bir delinin seyahatleri

96 dan beri geziyorum. sanki afedersiniz bi tarafımda kurt var. durduum yerde duramıyorum. saydım tam 67 ülke olmuş. meslek icabı olsa da bu kadar yeri gezip görmek güzel. hatta evlendim akıllanmadım zira artık eşimde benimle birlikte çalıştığından o da geziyor. blogun adı bir delinin seyahatleri çünkü bu kadar yer gezip görmeme rağmen biriki foto çekmeyip iki üç video karesi kaydetmemek gibi saçma bi huyum var. bundan sonra gittiğimiz yerlerle alakalı gözlemlerimi tamamen kendi bildiğim gibi anlatacağım. öyle şu restaurant a gidin, bu otellerde kalın, aman bu bar kendi biralarını üretiyomuş, şehrin kıyısında caz müzik yapan sıcakkanlı barmenlerin çalıştığı şirin bir mekan, alışveriş için 5.cadde den madison square'e kadar iki gün bütün dükkanlara girin, ahh Soho gibisi yok, kahvenizi yudumlarken Eyfel görüntüsü gibisi yok, klasik Italyan tarzını yansıtan mimarisi sizi ortaçağa kadar götürüyor, bu country house ta kendi yapımları olan şarapları yudumlarken romantizmin tadına varın, Burgundy nin kuzey yamaçlarında yetişen Cabernet Sauvignon ların tadı da bi başka olur, Londra nın sisli havanızı içine çekin ve gece hayatımı özümseyin gibi klişe, saçma sapan reklam kokan yorumlar beklemeyin zira burda onlar olmayacak. Hadi iyi yolculuklar....

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder